12 Mart 2017 Pazar

Acı Çekmek Özgürlükse

Yandaki resmi ekledikten sonra, ne başlık yazayım diye düşündüm. Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde şarkısı eşliğinde okursanız bu yazıyı daha iyi olur herhalde. Ben yazarken dinleyemiyorum ama. Şu an sesi açmamalıyım.

Genellikle yazılar bittikten sonra başlık eklerim...

Takip eden var mıdır? Bu yazıyı okuyacak olan var mıdır acaba? diye düşündüm... Okuyacaklardan kaç tanesi kilolu, kaç tanesi fit durumda?

Keşke okuyucu profillerini ve özelliklerini de öğrenebilseydik...

Bugün yeğenim, acıyor mu, sancıyor mu diye sordu? Fark nedir diye sordum. Sancı daha fazladır, acı daha az diye anladım cevabını. 

Baba ayağımın durumunu görünce, topalladığımı görünce çok üzüldü. Yüzü değişti, ben de kızdım kendime o anda. Neden üzüyorsun ki babanı, adam gibi yürüsene, belli etme dedim içimden...

Takip edenler bilir.... :) diye yazayım dedim. Sonra güldüm kendi kendime... Bir yazının okunmayacağını bilerek yazmak ne kötü... Sonra burkuldu içim.

Sonra neden yazıyorsun ki, kapat hemen.... Kapat bilgisayarı, sil bütün blogları... vs vs... Ahmet ne yapıyorum? Hadi neyse, devam edelim...

Sol bacağım... Bu aralar çok sancılı acı çekiyor... Ümraniye Devlet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi ve Fizik Tedavisi bölümleri muayenelerim, kan tahlillerim, çekilen filimler, doktor yorumları... Eczacının yarım poşet dolusu ilacı eline tutuşturması... Bu yaşıma kadar verilen en hacimli ve büyük ilaç torbası... Neler oluyor. Beş farklı ilaç, ikişer ikişer....

Okula gidip gelirken topallamam... Evin içinde odadan odaya giderken topallamam... Ne zaman geçecek? Şimdiye kadar acı ve sancı neymiş bilmiyormuşum meğer...

Vıdı vıdı yapmışım yıllarca en küçük sorunlara... Acı zannettiklerim acı değilmiş... Allah beterinden korusun... Daha fazla acı ve sancı çekenler var mı acaba? Biraz dirayetli ol Ahmet... Ne bu bebek gibi? Çocuk gibi... ? Öffff..... Aynı laflar... Sustum... Artık yazacağım ama.... :) :) :)

Akıl, Ruh ve Beden Sağlığı ile ilgili konuştum durdum yıllarca... Ne komik... Anlamını bilmediğimiz şeyler hakkında ne kolay konuşulabiliniyormuş... [Bu en son yazılan kelime ne uzun? :) ] 

Hep o spor eğitmeni geliyor gözümün önüne... 
Karşı masamdaki arkadaşı ziyarete gelmişlerdi... Çay içerken vs.. sohbet gelişti, fitness salonu varmış. Spor eğitmeni... Neyse sohbet aklımda değil şimdi... Hani filimlerde olur ya, bir cümle döner durur aklınızda...

"Sonra ayak bileklerin kilonu tartmamaya başlayacak, daha sonra dizlerin pes edecek, yürüyememeye başlayacaksın, acı çekeceksin.... " ..... Burada korku efekti lazım....

Her işte bir hayır vardır değil mi? İnşallah iyileşme sürecini beraber okuruz...

Zayıflamak ve Kilo Vermek dedik, dört beş yıl geçti, hâlâ tek gram vermedik, akıllı olsaydık da, aklımız başında olsaydı da, zamanında kilo verseydik. Şimdi ne yapmalı, nasıl irade göstermeli ve ACİL zayıflamalıyım.

Tüp Mide mi? Lütfen yaaaaaa.... İstemediğimi daha önce yazmıştım değil mi?

Porsiyon küçültme ile mi başlasam? Şeker un diyeti ile mi?
Düzenli yemek saatleri ve akşam yediden sonra birşey yememekle mi?

Saat yedi, Ahmet yemeğini yedi....

Tamam ilk kararımızı verdik. Akşam yediden sonra HAYIR diyeceğim.
Önüme ne konarsa konsun, ne kadar acıkırsam acıkayım HAYIR diyeceğim...